|
||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Senior Member
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 203
|
İhlas Nedir?
İhlâs, doğru, samimî, katışıksız, dupduru olmak ve gösterişten uzak bulunmak demektir. İbadette ihlâs deyince, Allah rızası için ibadet etmeyi, düşüncede ihlâs dediğimizde de Allah rızasına uygun şeyler düşünmeyi kastederiz. Genel manada, Allah'ın sevip razı olduğu ölçüler içinde yaşamak manasına gelir. Allah'ın neleri sevip nelerden razı olduğunu Kur'an ve Peygamberimizin sözlerinden anlarız. Bununla beraber, ihlâs Allah'ın insanın kalbine attığı bir sırdır. Evet, ihlâs bir kalp amelidir. Kalpleri ise ancak Allah bilir. Bu açıdan diyebiliriz ki, kimin gerçekten ihlâslı olduğunu ancak O bilir. Kul bir ameli işlediği zaman onu güzel bir şekilde yerine getirmeli, o amel hakkındaki güzel niyetini sürekli yenilemelidir. Sonra işlediği amel üzerinde durup düşünmeli; bir eksiği olup olmadığına, buna bir afetin zarar verip vermediğine bakmalı; sağlam müşahedesi ile bu amelin içine sirayet eden afetleri ayıklama yolunu tutmalıdır. Kul ayrıca işlediği bu ameli sırf Allah rızası işlemeli, O'ndan başka hiç kimsenin rızasını elde etmeyi asla niyet ve kast etmemeli, böyle bir düşünceyi içinde taşımamalı; O'nun vereceği sevaptan başka bir maksadı olmamalıdır. Sonra o ameli işlerken istikametini korumaya devam etmelidir. Eğer, bazı boşluklardan ameline onu bozacak şeyler girmeye çalışırsa, onları defetmeli ve böylece her işini tek hedefte toplayarak Allah'ın birliğini tasdik etmesinin hakkını yerine getirmelidir. İşte ihlasın gerçek manası budur. İhlas sahibi ihlasında iki şeye muhtaçtır; bunlardan biri diğerine tercih edilemez. Bunlardan birincisi maksadın doğru olmasıdır. Yani Allahu Teala'nın rızasını ve ahirette vaat ettiği şeyleri istemek. İkincisi ise, ameli bozacak şeylerden temizlemek. Yani amelin başlangıcından bitişine kadar onu tehlikelerden ve afetlerden korumaktır. Böyle yapılınca amelde ihlas elde edilir, nefsin onu bozup kirletmesinden kurtulmuş olur. İhlas sayesinde kul, nefsin gizli arzularından sıyrılır, gösterişten kurtulur, nefsin kötü arzularından arınır ve amellerine afetlerin girme tehlikesinden kurtulur. Bu manada rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ümmetim için en çok korktuğum şey riya ve gizli arzudur.” Hadiste belirtilen gizli arzunun dünya sevgisi olduğu söylenmiştir. Bu gizli arzunun, insanın karşılık alma ve övgü kazanma maksadıyla amel yapması olduğunu söyleyenler de vardır. İnsan bir ameli işlemeye yöneldiği zaman, onu işlemeden önce durup üzerinde iyice düşünmeli; yapacağı amelle ilgili olarak kaç niyet taşıdığına iyice bakmalıdır. Zira bir tek amel için bile, o amelin taşıdığı hayır ve Allah’a yakınlık yönlerinin çok olması sebebiyle beş, on ya da bu ikisi arasında bir miktarda niyet bulunabilir. Bu durumda her niyeti için bir amel sevabı kazanır ve işlediği bir hayırlı amel sayesinde on ayrı yönde niyet kurarsa bu sebeple on sevap kazanır; ya da o amelde beş ayrı yön ve niyet bulunur ve bir amel ile beş sevap kazanır. Yani her niyeti ile bir amel yapmış olur ve her amel için ayrı bir sevap kazanır. Bunlar işlenen amellerdeki faziletli yönler ve iyilikleri kat kat artırma yollarıdır. Bunları ancak Allahu Teala'yı bilen ve ahkamını tanıyan alimler bilebilir. Bu, aynı zamanda hâl ehli salihlerin arasında bulunan Ebdâl zümresinin yoludur. Onların amelleri bu şekilde temiz olur, makamları yükselir; sevapları çoğalır ve hâlleri güzelleşir. Onlar bunu çok amelle değil, amellerini güzel bir şekilde yerine getirip onda çok sayıda güzel niyet bulundurarak elde ederler. Bir haberde şöyle buyrulmuştur: “Kim hayırlı bir amel yapar ve onunla Allahu Teala'nın rızasını istemezse, o ameli bitirinceye kadar Allahu Teala'nın öfkesi onun üzerine olur.” Ediplerden biri bu manada şöyle demiştir “Yaptığı işte niyetini güzelleştirerek sana şükranda bulunmayan kişi, amelini güzel yapmakla sana şükranda bulunmuş olmaz!” Bu manada bir şair şöyle demiştir: Yapmayı kastettiğin iyilik için de sana teşekkür ederim! Zira iyiliği yapmaya niyetlenmek de bir iyiliktir! Seni kınamam, eğer kader gerçekleşmesini engellerse! Allah'ın takdiri ile gerçekleşmeyenden hesap sorulmaz! Bu kimse, güzel niyeti yenilemese ve himmetini yüksek tutmayı kaybetse bile, bu kişi kalbindeki yüksek duygu ve niyeti sayesinde Allahu Teala'nın amel sahibi kullarından olmaya devam eder. Kader-i ilahi, o amelleri azaları ile yapmasına müsaade etmese bile, niyeti sayesinde sürekli sevap kazanmaya devam eder. Diğer taraftan niyeti şer işlemek ve aşağılık şeyler peşinde koşmak olan kişi; takdir-i ilahi o kötülükleri azaları ile işlemesine müsaade etmese bile sürekli ziyanda ve zarardadır. Bu durumda ebediyen günahkar olmaya ve zarar etmeye devam eder. Böyle bir hâle düşmekten Allahu Teala'ya sığınırız. Bu manada bir zat şöyle der: “Ben yemek, içmek ve helaya girmek gibi işler dahil, yapacağım her işe başlamadan önce bir niyet hazırlığı yaparım.” Böylece kul, niyet hazırlığı ile ibadetlere karşı kuvvet elde eder ve yaptığı hizmette ilahi yardımı ister; çünkü nefis kişinin bineğidir; sen ondan yardım ve desteğini kesersen, o da seni yol da bırakır. Din yönünden insanlara güzel görünme düşüncesinden niyeti temizlemek gerekir. Bu durum insanların fazlasıyla ihmal ettikleri bir husustur. Allah'ın sadık kulları bu konuya güzel bir şekilde riayet ederler; niyetlere fazlasıyla itina gösterdiklerinden, eğer niyeti güzel yapamazlarsa güzel sayılan amellerden pek çoğunu terk ederler ve ancak farz olan hükümleri yerine getirmeye çalışırlardı. İbnu Uyeyne (rah) şöyle der: “İnsanlar asılları/temel farzları zayi ettikleri için vusûlden/hedefe ulaşmaktan mahrum oldular.” Niyet, bütün asılların/temel farzların aslıdır; çünkü o, bütün farzların içinde bulunması gereken bir farzdır. Ariflerden birsi der ki: “Kalbi Allahu Teala'dan uzaklaştıran tek şey, içinde sağlam ve kesin bir niyet olmaksızın kulun vücuduyla amel yapmasıdır.” Yani, bu şekilde Allahu Teala'nın rızasını gözetmek olan ihlas eksik olur. Mesela nikah dinimizin çok önem verdiği işlerden biridir. Kişi evlenirken niyetinde kadının güzelliği, malı veya soyu değil, dininin ve aklının güzelliği bulunmalıdır. Bunun yanında Hz. Resûlullah’ın (s.a.v) evlenme sünnetini yerine getirmeyi, iffetli olmayı ve kendisini günahlardan korumayı da niyet etmeli; güzellik, mal ve soy bakımından aşağıda bulunan kadınlar ile yetinmelidir. Bu konuda hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Kim Allah için evlenir ve Allah için evlendirirse Allah'ın velâyetini/dostluğunu hak eder.”
__________________
Hüzünle Titreyen Gönle İnce Bir Ah Dokunur, Kalbi Kırık Olanın Kalbine Allah Dokunur!... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Aziz,Önder Peygamberim,Sözümden
Dönmeyeceğim. Sana Uzanan Elleri ve Dilleri Keseceğim!. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| fıkıh nedir? akaid nedir? | TARİFSİZ | Fıkıh ve Akâid | 1 | 03-01-2010 17:19 |
| İhlas | ikra | Fıkralar | 0 | 12-11-2008 17:14 |
| İhlas | ikra | İslam Genel | 0 | 12-11-2008 17:11 |