|
||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Senior Member
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 262
|
“Sözde” diye bir kelime var hani. Bir şeyin “sahici”si değil de, “taklit”i anlamına gelir. Yunanca’dan gelen “pseudo-” veya Almanca “ersatz” ile “eş” değilse de “yakın-anlamlı”. Bu kelime bizim öncelikle siyasî terminolojimizde, gitgide daha fazla kullanılır oldu. Her şeyin bir de “sözde”si var. Uzun zaman en çok Ermeni Kıyımı bu sıfatla anıldı. Burada “taklit” veya “sahte”den çok İngilizce’de “alleged” sıfatının (yani “iddia edilen” ama, örtük biçimde, “doğrulanmamış”) anlam alanında dolaşıyor. “Nominalist-sembolist genel ve siyasî kültürümüzde, bir konu hakkında kullandığımız böyle bir kelime, aynı zamanda sizin o konu hakkında nasıl tavır aldığınızı açıklar. “Sözde Ermeni Soykırımı” dedikten sonra, bu konuda ne düşündüğünüzü açıklamanıza gerek kalmıyor. Gerekeni “sözde” yaptı. “Gitgide daha fazla kullanılır oldu” dedim. Niye? Çünkü geçmişte ve bugün, reddedilmek istenen çok fazla şey var, bir; bunlar hakkında gitgide daha fazla söz söylenir oldu, iki. Kelime haznemiz içinde “Bu yalandır” demenin uygun aracı da “sözde”. Konular çoğaldıkça ve çatallaştıkça, şu “sözde” sıfatını takınan “özne”ler de çoğaldı. Bir aşamada “sözde aydın” diye bir buluş çıktı. Şimdi o da rağbette. “Entel liboş” falan gibi hoş tamlamaların yanında o da sık sık kullanılıyor. Çünkü bu tamlamaları uyguladığımız kişileri sürekli böyle bir bombardıman altında bulundurmak gerekiyor. En yakın zamandaki katkılardan biri “sözde itirafçı” oldu. Konu Kıyım’sa, anladık, bunun aslı faslı yok, deniyor; konu Cumhurbaşkanı’ysa, onun da “sözde” değil “özde” Atatürkçü olanı aranıyor. Konu aydınsa, bunun da sahicisini sahtesinden ayırmak gerekiyor. Peki, “itirafçı” dediğimiz adamın da mı bir “özde”si, bir de “sözde”si var? Konu “itirafçı” olunca, benim mantığım da, etik anlayışım da, bunun “sözde”sinin “özde”sinden daha iyi bir şey olabileceğini benimseme eğilimi gösteriyor. Ayrıca, önümüzdeki somut duruma bakınca, “mezkûr” kişinin nasıl “sözde” olduğunu anlamıyoruz. Adını devlet değiştirmiş, kimliğini vermiş, bordroya geçirmiş vb. Adam, muhtemelen “özde” itirafçı olduğu için, gün gelmiş, yeni patronunun yaptıkları hakkında “itiraf”ta bulunmuş. Bunu yapınca da “sözde” oluvermiş (ilk yaptığında değil, çünkü o zaman kimsenin haberi yok. Medya aslî görevini yerine getirip bilgiyi gizlemiş. Ama adam sözünü ışıldak altında tekrarlayınca, “sözde” oluyor). Şu durumdan anladığıma göre, “özde”den “sözde”ye geçiş, geçişi yapan kimseyle çok fazla ilgili değil. Yani, örneğin, “sözde” olduğunda hemen boynuzları ya da kuyruğu çıkmıyor, gözleri elâ iken maviye dönüşmüyor. Kendisi büyük bir ihtimalle farkında bile değil geçirdiği değişimin. Verili bir anda falan kişinin “özde” mi, “sözde” mi olduğuna bir başkası karar veriyor. O kim? Kelimeler, kavramlar, ister istemez, serbest dolaşım içindedir. Nitekim bu “sözde” terminolojisi bütün bir cephe tarafından sık sık hattâ kural halinde, kullanılıyor. Ama, sonuçta, “bir cephe” tarafından. O da “ulusalcı-milliyetçi-Kemalist” sıfatlarıyla andığımız cephe ki bunun içinde TSK bir kurum olarak en belirleyici yerde bulunuyor ve tartışmaları şöyle bir izlediğimizde bu “sözde”lerin birçoğunun askerî demeç ve bildirilerden türeyip daha geniş çevrelere yayıldığını gözlemliyoruz. Dünyada yaygın biçimde kullanılır olan “ötekileştirme” terimi var. Türkiye’de bunun öncelikle bir “sözdeleştirme” mekanizmasıyla çalıştığını söyleyebiliriz. Örneğin ellilerde “Rus salatası”nı “Amerikan salatası”na çevirmiştik. Bu mekanizma o zaman yürürlükte olsa, sürecin ilk adımı “sözde Rus salatası” demek olabilirdi. Muhtemelen bir sıkıyönetim bildirisi, “Amerikan salatası olduğu herkesçe bilinen sözde Rus salatası” hakkında vatandaşları sağduyulu davranmaya davet edebilirdi. Az zaman sonra “sözde Rus salatası demekte devam eden sözde aydınlar” devreye girebilirdi. Yani, ansızın, “özde”den “sözde”ye geçişin anahtarı devlet kurumlarının elinde; buna karar vermek onların “elinde” de demeyeyim, “tekelinde”. Bu kararı vermelerine yol açan, kendi bildikleri ölçütleri vardır mutlaka –onlar da “tekellerinde”dir. Ama bu kadar kolay “dönüş” yapabiliyorsa bazı “özne”ler, bunun değişmezliği kabul edilen “öz”le ilgisi olamaz. Olsa olsa, “gözde”den “sözde”ye geçilir, buna da, elbette, “gözde”yi besleyen karar verir. Murat Belge
__________________
|
|
|
|