Konular: 2,184, Mesajlar: 5,720, Üyeler: 872
Online: 10
Ana Sayfa

Ana Sayfa     I     Forum Ana Sayfa     I     Forum Kuralları     I     İletişim


Geri git   Genç Beyinler - Bilgi Paylaşım Platformu > İSLAMİ BÖLÜM > Fıkıh ve Akâid

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-04-2010, 10:14   #1 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart Merak ettiğiniz tüm KURBAN Soruları...!

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



Şefkatin öne çıktığı kurban soruları üzerine...

Allah Resulü Efendimiz (sas) Hazretleri, merhametli, şefkatli olma konusunda yaptığı ikazında şöyle hatırlatmada bulunmuştur:
- Sizler yeryüzündeki canlılara şefkatli davranırsanız, gökyüzündeki melekler de mahşerde size şefkatli davranılması için dua ederler!
Bu hadis bize şunu hatırlatmaktadır:
- Meleklerin size de şefkatli davranılması için dua etmelerini istiyorsanız siz de başkalarına şefkatli davranın!..
Bundan dolayıdır ki, kurbanlık koyunun ayağını bağlayıp yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye başlayan adamı gören Allah Resulü Efendimiz buyurmuş ki:

- Ey Allah'ın kulu! Bu hayvanı sen iki defa mı öldürmek istiyorsun? Nedir bu şefkatsizlik?
Şöyle sürdürmüş ikazını:
"Hayvanı kesecek kimse bıçağını önceden bilesin de yatırdığı yerde hayvanı ölümü bekletir halde tutmasın. Unutmasın ki; en güzel kesim, hayvana en az acı veren kesimdir. Siz yeryüzündekilere merhametli davranın ki gökyüzündekiler de size merhametli davranılması için dua etsinler!"

Evet, Müslüman değil insanlara, hayvanlara bile acımasızlık edemez, kurbanlık hayvana da acı çektirmeye gönlü razı olmaz.
Örnek aldığı Peygamber'i ona bu konuda ikazlar yapmış, irşatlarda bulunmuştur.

Evet acıma, şefkat etme olayı Müslüman'da o kadar canlı ve unutulmaz haldedir ki; kurbanını keserken bile sadece (Bismillahi Allahü ekber) demekle yetinir, Besmele'nin gerisini okuyarak kesim anını uzatmak istemez.
Çünkü Besmele'nin kalan kısmında Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatları vardır.

Kurban kesimi sırasındaki durum ise bu iki sıfata zıt gibi göründüğünden o sıfatları zikretmeden (Bismillahi Allahü ekber) diyerek hemen kesimi bitirir, o ânı uzatmamaya dikkat gösterir.
Bazen (Bismillahi Allahü ekber) demeyi unutan da olabilir.
Bu durum da niyetine göre hüküm alır.
Şayet heyecandan, aceleden söylememişse bir mahzuru olmaz.
Ama inkârdan, yani inanmadığı için Allah'ın ismini terk etmişse bu et yenmez. Çünkü terki ihmal ve unutmaktan değil, inkâr ve inançsızlıktan gelmiştir.
Zaten bir İlahî kitaba inanmayanın kestiği de yenmez.
Eğer kesenin ne durumda olduğu bilinemezse kestiği yenecek inançta biri olarak kabul edilir, tereddüt edilmez.

¤¤¤¤¤¤¤¤
- Kurbanın tümü de Allah için olduğundan ne etinden ne de derisinden kesim ücreti verilemez.
Kesim ücreti ayrı olarak verilmeli, et ikram edilecekse bu da ücretten ayrı olarak hediye edilmelidir.

¤¤¤¤¤¤¤¤
- Kurban dinin bir emri olarak kesildiğinden eti, derisi de dine karşı olan yerlere verilmez.
Yani din kendi aleyhine kullanılır duruma düşürülmez.
Hep dine saygılı yerler tercih edilir.
Ancak komşu hakkı unutulmaz, dinî hayat taşımasa da komşuya ikramda bulunulur.
Gönlü kazanılmaya gayret edilir.

¤¤¤¤¤¤¤¤
- Kurbanı iyi kesen kim ise kesime layık olan da odur.
Bu itibarla, bizzat kesmek mümkün olduğu gibi ehil olana kestirmek, yahut da muhtaç olanlara hibe ederek vekalet vermek suretiyle kestirmek de mümkündür.

¤¤¤¤¤¤¤¤
- Ortak olunan kurbanın etini taksim ederken zorluk yoksa eti ¤¤¤ürü usulü ile değil de tartı ile taksim etmek uygun olur.
Ortaklardan hiçbirinin kalbine kendi hakkı olanı tam alamadı, ama öteki fazlasıyla aldı gibi bir vesvese gelmemelidir.
Etler hem kalite hem de miktarda eşit şekilde ayrılmalı, sonra da kur'a atılarak sahipleri tespit edilmeli, vesveseye asla yer verilmemelidir.
Bununla beraber, hissesine düşen et miktarı ve kalitesi üzerinde fazla titiz de olunmamalı, Rabb'imiz kabul buyursun, diyerek gönülden helalleşmelidir.

Alıntı: Ahmed ŞAHİN
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2010, 10:15   #2 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart

Kurban ne için kesilir?

Hac Suresinde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz, ama sizin takvanız Allah’a ulaşır” (22/37). Dendiğine bakıldığında, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.

Kimler kurban kesmelidir?

Kısaca hali vakti yerinde olanlar, yani zenginler kurban keserler. Bunun ölçüsü ise temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, kendisini zengin kılacak kadar malı mülkü bulunmaktır. Böyle olan malın mülkün üzerinden, zekatta olduğu gibi bir yıl geçmesi de gerekmez.

Günümüz şartlarında ne kadar birikmiş parası olan kişi kurban kesmelidir?

Kurban için birikmiş parası bulunma şartı yoktur. Bir insan düşünelim, aldığı maaşı evinin geçimini karşılıyor ve bunun dışında evi barkı, parası, bağı bahçesi ya da ticaret malı varsa ve bunların değeri en az 85 gram altının değeri kadarsa bu insanın imkanı vardır ve kurban kesmesi gerekir. Ama zenginliğin ölçüsü olarak sünnette 85 gram altın zikredildiği gibi, 200 dirhem gümüş, kırk koyun, otuz sığır ve beş deve de zikredilmiştir. Buna göre bir insan bu gün şöyle diyebilir: “Zenginlik için 85 gram altını ölçü alırsam bunun değeri bu gün yaklaşık 2 milyar TL eder. Oysa gümüşü esas aldığımda bu değer çok daha azdır. Sığırı esas aldığımda ise çok daha fazladır. Öyleyse ben zenginlik ölçüsü olarak bunların değer ortalamalarını almak istiyorum ki, bu da yaklaşık 15 milyar TL eder. Buna göre temel ihtiyaçlarından fazla bu gün için 15 milyar değerinde malı ya da parası olan insan ancak kurban kesmelidir.” Böyle anlamak mümkündür ve bu durum, biraz da kişilerin kendi tercihlerine bırakılmıştır. İster kendisini 85 gram altınla, isterse 15 milyar TL ile zengin sayar ve kurbanını ona göre keser. Ama her halü karda kesen, sevabını alır.

Ailede yeterli birikimi olan karı-kocadan ve çocuklardan her birinin kurban kesmesi gerekir mi?

Hanefiler, şahsi malı bulunan herkesi başlı başına bir mükellef sayarlar ve böyle olan birisi, ister kadın olsun ister erkek olsun kurban kesmelidir derler. Diğer mezhepler ise, her bir ferdin ne kadar parası bulunursa bulunsun, bir eve bir kurban yeter diye düşünürler.

Kadın kurban kestirebilir mi?

Bir önceki soruya verdiğimiz cevaptan da anlaşılacağı üzere, Hanefilere göre kadının da kendi malı mülkü, altını ya da parası varsa onun da kurban kesmesi gerekir. Hatta kadın evi bakmakla yükümlü olmadığı için, onun temel ihtiyaçlarını karşılayacak parasının bulunması aranmaz. Çünkü onları zaten erkek karşılayacaktır. Öyleyse zengin olan kadın kurban keser, ya da vekalet vererek kestirir.

Yolcunun kurban kesmesi gerekir mi?

Şerî ölçülerle yolcu sayılan bir insana kurban kesmek vacip değildir. Ancak bizzat kendisi keserse, ya da vekil tayin ettiği kişiye kestirirse güzel bir iş yapmış olur

Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?

Hayır asla! Çünkü ibadetlerin cinsini ve keyfiyetini biz tayin edemeyiz. İbadetler tamamen Mabudun bildirdiği gibi olmalıdır. Başka türlü verme ibadetleri zaten vardır. Kişi onlardan yapması gerekenleri de yapacak, gerekiyorsa kurbanını da kesecektir.

Kurban ne zaman kesilir?

Vacip olan kurban, Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü yani, Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günlerinde kesilir. Güzel olan, kurbanların gündüzleri kesilmesidir. Kurban Bayramın birinci günü kesmek ise daha faziletlidir. Diğer kurbanlarda ise herhangi bir vakit söz konusu değildir

Bir kurbana kaç kişi ortak olur?

Büyük baş hayvanlara birden yedi kişiye kadar ortak olabilir. Hayvan kurban olacak yaşta ve özelliklerde bulunduktan sonra, etinin az ya da çok olması, ortak sayısını belirlemez. Küçük ve eti az olsa dahi büyük baş hayvanlara yedi ortak olabilir. “Bu kurban ancak beş kişilik, ya da üç kişilik olur” gibi ifadeler, kişi başına gelecek etin belli bir miktarda olmasını anlatmak için söylenir. Yoksa büyük baş bir hayvan kurban olma özelliklerini taşıdıktan sonra ona yedi kişi ortak olabilir.

Hangi hayvanlar kurban olarak kesilir? Bu hayvanlar hangi nitelikleri taşımalıdır?

Kurban ancak keçi koyun, sığır deve ve mandadan olur. Bunun dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Çünkü kurban bir ibarettir ve ibadetleri Hz. Peygamber nasıl öğretmişse ancak öyle yapılırlar. Tavuktan, deve kuşundan vb. hayvanlardan kurban kesmeye kalkan, veya bunların kurban olabileceğini söyleyen, ya da bu hayvanlardan bir kurban adayan insan bir bidat işlemiş olduğu için günahkar olur. Hatta böyle bir iddiaya küfür diyen alimler dahi vardır.

Kurban kesilecek hayvanlar kendi cinsinin olgun yaşına geldiğinde ve ortalama bir büyüklükte olduğunda kurban kesilebilirler. Her hangi bir arıza ya da hastalık bunları ortalama değerden düşürmüşse kurban kesilemezler. Çünkü kurbanda bir bakıma şöyle bir mana vardır: Ya Rab! Ben senin rızan için bir koyun, ya da bir keçi vb kesiyorum”. Durum böyle olunca normal bir keçi ya da normal bir koyun sayılmayan, arızalı bir hayvanı kurban etmek uygun olmaz. Bu konudaki ölçü şu hadisi şeriftir: “Kurbanda belirgin kör, belirgin hasta, belirgin topal ve kemiklerinde iliği kalmamış kadar zayıf hayvanlar kurban olmaz”. Ayrıca tek gözü olmayan ve boynuzları kırılan hayvanların da kurban olmayacağı söylenmiştir. Çünkü bu arızalar bir hayvanı kendi cinsinin ortalaması olmaktan çıkarır. Ancak besili olsun ya da zarar vermesin diye küçükken boynuzları köreltilen hayvanlar böyle değildir. Çünkü bu durum hayvanın değerini düşürmez, aksine artırır.

Kurbanlık hayvanlardan hangileri ortak olarak kesilebilir?

Büyük baş hayvanlara birden yediye kadar ortak olunabilir. Küçük baş hayvanlardan ise ancak bir kurban olur.



Alıntı: Faruk BEŞER
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2010, 10:17   #3 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart

Kurbanla ilgili çeşitli hükümler



1- Kurban kesmesi kendine vacip olan bir kişinin satın aldığı kurbanda, satın aldıktan sonra kurban olmaya engel bir kusur meydana gelirse kişi zenginse yeniden kurban alması gerekir. Fakir için böyle bir mecburiyet yoktur. O kusurlu hayvanı kurban olarak keser.

2- Zengin bir kişinin aldığı kurban kaybolduktan sonra yerine bir başka kurban alıp kesse, kaybolan kurbanlık sonradan bulunsa, onu da kesmesi gerekmez. Fakir aynı durumla karşılaşırsa ikinci kurbanı da kesmesi lâzımdır. Çünkü o kendisine vacip olmayanı vacip kılmış ve o vacip, kurban üzerinde belirlenmiştir.

3- Zengin bir kişinin aldığı kurban kesilmeden ölse, yerine yenisini alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban ölse, onun yerine başkasını alıp kesmesi gerekmez.

4- Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa yavrusu da kendisi ile beraber kesilir. Şayet yavru kesilmeden satılırsa parası sadaka olarak verilir.

5- Kurban için alınan bir hayvan, kurban kesme günlerinde kesilmemiş olsa, hayvan kaybolmamış ve halen mevcutsa, o kurbanlık sadaka olarak verilir. Şayet helak olmuş ise kıymeti fakirlere sadaka olarak dağıtılır.

6- Zenginin aldığı kurban çalınsa veya kaybolsa, yeniden kurbanlık alsa, fakat kurban kesme günlerinde kaybolan kurbanlık bulunsa, bunlardan kıymetçe daha iyi olanını kesmelidir. Kıymeti eksik olanı keserse aradaki farkı tasadduk etmesi gerekir. Fakir için de hüküm aynıdır. Yani kaybolan veya çalınan kurbanlık kurban kesme günleri çıkmadan bulunsa, almış olduğu ikinci kurbanla, bulunan kurbanlıktan birini kesmesi kifayet eder.

Fakirin her iki kurbanı da kesmesi gerektiği görüşünde olanlar varsa da, birinci görüşe göre amel etmek fakir için daha uygundur.

7- Kaybolan veya çalınan kurbanlığın yerine alınan kurbanlık herhangi bir sebeple kurban kesme günlerinde kesilmemiş olsa, kurban kesme günleri geçtikten sonra, ikinci kurbanlık da bulunsa, sahibi zengin ise bunlardan hiçbirini kesmez. Değerli olanının kıymetini kurban bayramı günleri geçtikten sonra tasadduk eder. Kurban sahibi fakir ise kurbanın aynını tasadduk eder.

8- Bir kimse, sevabını ölüye bağışlamak üzere, ölen bir yakını için, bayram günlerinde kurban kesebilir.

Ölü için kesilen kurban arefe günü değil, bayram günlerinde kesilir. Kurban ölen kişinin, ölmeden önce emretmesiyle kesilmiş ise, bu kurbanın etinden, kesen kişiler yiyemez. Tamamı tasadduk edilir. Ölünün emriyle değil de vârisler kendiliğinden keserlerse etinden yiyebilirler.

9- Bir veya birkaç kişi kurban niyeti ile bir sığır veya deve satın alsalar. Ancak bu kurbanlığı alırken yalnız kendileri için kesmek niyeti olmasa, o kurbanlığa başkalarını da ortak edebilirler. Ancak kurbanlık alınırken, yalnız kendileri için kesmeyi niyet ederlerse sonradan ortak yaptıkları kişi veya kişilerden aldıkları miktarı tasadduk etmeleri gerekir. Bu hususta uygun olan, kurban alınmadan önce ortaklar kesin olarak belirlenmeli, ya beraberce ya da aralarından birine vekalet verilerek kurban alınmalıdır.

10- Bir kişi, bir hayvanı belirleyip şu hayvanı satın alacağım dese, sonra da hayvanın sahibi ile, hayvan kesildikten sonra etini tartıp kaç kilo gelirse, kilo başına anlaşacağımız fiyattan parasını vereceğim diye pazarlık yapsa ve bunun üzerine anlaşsalar, böyle bir kurban caiz olmaz. Her ne kadar kurbanlık hayvan belirlenmiş ise de:

a- Fiyatı belli değildir.

b- Kurbanlık üzerinde mülkiyet kesinleşmemiştir.

c- Sünnette yeri yoktur.

Ancak kurbanlık canlı olarak tartılıp, kilo üzerinde pazarlık yapılarak satın alınabilir. Bu caizdir.

11- Kurbanın hissedarları, kurban etini tahmini olarak taksim edemezler. Tartarak taksim etmeleri gerekir. Tahminen taksim etseler, sonra da aralarında helalleşseler yine caiz değildir.

12- Ortakların hepsinin Müslüman olması ve kurban niyeti ile kesmeleri gerekir. Ortaklardan biri gayri müslim olsa veya et niyeti ile ortak olsa, hiçbirinin kurbanı olmaz.

13- Ortaklardan birisi kurban kesilmeden önce ölse, ölenin varisleri diğer ortaklara, onun yerine kesmelerini söyleseler ve kurban kesilse hepsinin kurbanı sahihtir. Şayet ortaklar varislerden izin almadan keserlerse kurbanları geçerli olmaz.

14- Ortaklardan herbiri veya bir kısmı çeşitli kurbanlara niyet edebilirler.

Meselâ: Bir kaçı kurban bayramı günlerinde kesilmesi vacip olan kurbana, bir başkası adak kurbanına, başka biri hacc-ı temettu veya hacc-ı kıran için kesilmesi gereken kurbana niyet ederek kurbanlık bir sığır ve deveyi müştereken kesebilirler.

Ancak daha iyi ve uygun olanı, aynı çeşit kurbanı kesecek kişilerin ortaklaşa kurban kesmeleridir.

Alıntı: Nureddin YILDIZ
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2010, 10:19   #4 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart

Hayır kurumuna bağışta bulunmak kurban yerine geçer mi?

Okuyucuma demişler ki:
Kurban parasını bir yoksula ya da bir hayır kurumuna ver, bir hayvanın canına kıyma.
Bu bağış sana kurbandan daha çok sevap kazandırır!.
Okuyucum da:
'Ben kurban kesmesem de parasını kurban kesmeyen bir yere versem kurban kesmiş sayılır mıyım? Şüpheye düştüm doğrusu!' diye sormuş.

Şüpheye düşmeye hiç gerek yoktur.
Konu gayet açıktır.
Kitaplarımızdaki ilmi ifadesiyle kurban, (taabbüdi) bir ibadettir.
Yani Rabb'imizin emri, Resulullah Efendimiz'in bizzat her bayramda kestiği kurbanlarla bize mesaj verdiği bir ibadettir.
Şayet kurbandan maksat para yardımı olsaydı, ihtiyaç sahiplerine bir şeyler verilir, kurban diye bir ibadet hayatımızda yer almaz, her bayramda kurbanını mutlaka kesme titizliği gösteren Peygamberimiz de,
"Kurbanını kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın!" ikazında bulunmazdı.

Bu sebeple bayramda, "Ben parasını veriyorum, adıma kurban kesmeyin sadece ihtiyaçlılara dağıtın bu kurban parasını" diyen kimsenin verdiği para, yardım sevabı kazandırsa bile kurban sevabı kazandırmaz, kurban borcundan kurtarmaz.
Öyle ise kurban ya bizzat kesilmeli yahut da parası gönderilerek mutlaka kestirilmeli, kurban ibadetinin ancak böyle yerine getirileceğinde en küçük bir şüpheye düşülmemelidir.

Hatta denebilir ki, on kurban parasını sadaka olarak veren kimse, yardım sevabı alabilir, ancak bir kurban kesmiş sevabı alamaz, kurban borcu üzerinde aynen baki kalır.
Çünkü kurban, para yardımı değil bir bakıma "et ikramı"dır.
Para vermekle et ikram etmiş olmaz, kendi kafasından ibadet uydurmuş, ayetin, hadisin emrini değil kendi isteğini uygulamış olur.

Ancak şu kadarı da var ki, geçmiş bayramlarda kurban kestirmediği için şimdi pişmanlık duyan kimsenin, kestirmediği o kurbanlarının parasını vermek suretiyle bir çıkış yolu bulması gerekir.
Geçmişte gününde kesemediği kurbanların borcundan ancak parasını ödeyerek kurtulması söz konusu olabilir.

Burada önemli bir hususa daha dikkat çekmek isterim.

Kurban, dinin emri olarak kesildiğinden eti, derisi de dine karşı olan yerlere verilmez.
Yani din, kendi aleyhine kullanılır duruma düşürülmez.
Hep dine saygılı yerler tercih edilir.
Ancak komşular bu hükümden istisna tutulmuşlardır.
Komşu dinî hayat yaşamasa da kurban etinden hissesi ihmal edilmez, komşunun kalbi gönlü hep kazanılmaya gayret edilir.

Komşu hakkının önemi konusunda ikazlarda bulunan Efendimiz (sas) Hazretleri buyurur ki:
"Cebrail bana komşu hakkını öylesine ısrarlı anlattı ki, komşunun komşuya mirasçı olacağını bile zannettim bu ısrar karşısında! Siz de komşu hakkına dikkat edin, komşunuz başka dine mensup da olsa kurban etinden hissesini vermeyi ihmal etmeyin!."

¤¤¤¤¤¤¤¤*

-Kurban kesildikten sonra bazı yerlerde akan kanı çocukların alınlarına, araba tekerlek ve camlarına sürülerek uğur getireceği sanılıyor. Kurban kanında böyle uğur getirme özelliği var mı?

Hangi canlıdan olursa olsun kan necistir, bulaştığı yere kirden başka bir şey getirmez.
Bu sebeple, kurban kanından uğur beklemek necasetten fayda beklemek gibi bir bilgisizlik olur.
Kan bulaştığı elbiseyi kirletir, avuç içinden az yeri kirletmişse yıkamak vacip olur, avuç içi genişliğinde yeri kirletmişse yıkamadan o elbise ile namaz kılınmaz, mutlaka elbisedeki bu lekeyi temizlemek gerekir ki yapılan ibadet sahih olsun.
Yani kan, kurban kanı da olsa sürüldüğü yeri kirletir, uğur falan getirmez..

Alıntı: Ahmed ŞAHİN
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2010, 10:21   #5 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart

Bayramda ölmüşlerimiz adına kurban kesmemiz caiz olur mu?
Olursa etinden kesenler yiyemez, diyorlar doğru mu?

Bayramda ölmüşleri adına kurban kesmek caizdir.
Ancak kestiği kurbanı (ölenin vasiyeti var da onun için kesiyorsa) etinden tıpkı adak gibi kesen ve ailesi yiyemez.
Tamamen yoksula hibe edilmesi gerekir.
Şayet vasiyeti yok da bir vefa ve sevap niyetiyle kendiliğinden kesip sevabını ölmüşlerine bağışlamak istiyorsa, bunda adak gibi bir yasak söz konusu olmaz. Kendi özel kurbanı gibi tasarrufta bulunup yer ve herkese yedirebilir.

Efendimiz (sas) Hazretleri hem ölmüşleri, hem de ümmeti adına kurbanlar kesip sevabını onlara bağışlamış, etinden de yemişlerdir.

***

Kurbanda, keçi koyun cinsi tek kişi adına kesilirken, sığır ve deve cinsi yedi kişiye kadar ortaklık kabul eder.

Ancak, ortak olanların hepsi de ibadet ve sevap niyetiyle ortak olmalıdır.
Ucuz ve taze et almak niyetiyle ortak olmak isteyen kimsenin ortaklığı caiz olmaz.
Bu sebeple adak, akika, ölmüşlere kurban, ortaklığı caiz olan kurban sayılır. Bunlarda ibadet ve sevap niyeti vardır çünkü.

***

Şokla kurban kesmek caiz midir?
Caiz ise şokta neye dikkat etmek gerekir?

Kurban keserken dikkat edilecek husus, hayvana işkence yapmadan, en az acıyla kesmektir.
Efendimiz (sas)'in bu hususta ikazları vardır.
Hazreti Ömer (ra), keseceği kurbanı sürükleyerek ¤¤¤üren birini görünce unutulmayan ikazını şöyle yapmıştır:

-Kurbanı eziyet etmeden ¤¤¤ür, işkence yapmadan yatır, kesim işini de acı vermeden bitir!.

Bu açıdan bakınca, şokla kesim acıyı en aza indiren kesim olarak görülebilir. Şokta dikkat edilecek en önemli husus şudur:

-Ölüm şokla mı, yoksa şokun hemen arkasından yapılan kesimle mi gerçekleşmektedir?

Eğer şokla sakinleştirilen hayvan, geç kalınmadan hemen kesilmiş, ölüm bu kesimle gerçekleşmişse bundan şüphe etmeye gerek yoktur.

***

İhtiyacın fazla olduğu düşünülen yoksul yerlere para gönderip kurbanlarını kendi adlarına oralarda kestirmeyi uygun buluyor musunuz?

Elbette..
Yeter ki kurban, bayramın üç günü içinde kesilerek yoksulun eline geçsin. Bütün mesele, kurbanların ihtiyaç sahibi yerlere gitmesi ,yoksulun ihtiyaçlarını gününde karşılaması, neslin yetişmesine de yardım etmesidir..

Kurbanın en sevaplısını anlatan şu tarif hep hatırlanmalıdır:

-Sevabı en çok olan kurban, ihtiyacı en çok olana verilen kurbandır.

***

Adak kurbanı bayramda da kesilebilir mi?

Adak kurbanı bayramın içinde de dışında da kesilebilir.
Adakta zaman ve mekân şartı bağlayıcı değildir. Başka günde, başka mekânda da kesilebilir..

***

Aile içinde kesilen kurbanın sevabından ailenin diğer fertleri de hisse alıyorlar mı?

Üç mezhepte kurban, zenginlik şartı aranmaksızın ailenin tümü adına kesilir. Hanefi mezhebinde ise kurbanı ailenin zengin şahısları keser, borçlu zengin olandır çünkü.
Ancak ailenin diğer fertlerinin kurban kesimini teşvik edip taraftar olanları da bu sevaptan hisselerini alırlar.
Efendimiz'in şu ikazı hatırdan hiç çıkmamalıdır:
Hayra destek verip sebep olan onun sevabına ortak olur, hissesini alır. Şerre sebep olup destek veren de günahına ortak olup hissesini alır.

-Sahip olduğu ziynetine kurban kesmeye gücü yetmeyen hanım da, ailenin kestiği kurban sevabından hissesini almış olur.




Alıntı: Ahmed ŞAHİN
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2010, 10:31   #6 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart

Kurbanda Peygamber'imizden komşuyu düşünme örnekleri...

Resul-ü Ekrem Efendimiz buyuruyor ki:
- Müslüman'ın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir!

Evet, biz Müslüman'ın derdiyle dertleniriz.
Onlar ister kapı komşumuz olsun, isterse ülkeler ötesinde ihtiyaç içinde inleyen kardeşlerimiz olsun, durumları bizi ilgilendirir.

Bundan dolayı kurbanlarımızın bir kısmını ülkeler ötesinde ihtiyaç içinde inleyen kardeşlerimize ulaştırma çabalarımızı her geçen sene artırarak sürdürürüz. Çünkü onların derdi de bizim derdimizdir.

Ülkeler ötesindeki kardeşlerinin derdiyle dertlenen Müslüman'ın kapı komşusuna, mahalle içindeki ihtiyaç sahipleri kardeşlerine ilgisi nasıl olur, ne türlü bir yakınlık duyar acaba?
Merak edilmeye layık bir konudur bu da.

İsterseniz sözü uzatmadan kurbanda Peygamber'imizin komşuya gösterdiği yakın ilgiden sadece ikisini hatırlayalım burada.
Bakalım komşularımızla kurban paylaşımı konusunda ortaklığımız nasıl olması gerekir bir görelim.

Bir Kurban Bayramı'nda Efendimiz (sas) Hazretleri, validemize soruyor:

- Aişe! Kurban etini dağıttınız mı?

- Dağıttık ya Resulelluh, diyor.

- Ne kadarını dağıttınız?

- Hepsini de dağıttık, bize bir buttan başkası hiçbir şey kalmadı!..

Tebessüm eden Efendimiz, şu yorumu yapıyor:

- Desene Aişe, bir buttan başka hepsi de bize kaldı!..

Evet, Aişe validemiz, kurban etinin tümünü de komşularına dağıttıklarını söylüyor,
"Bir buttan başka hiçbir şey kalmadı bize." diyor.
Efendimiz de buna çok seviniyor ve dağıtılanın tümünün de ahirette yanlarında bulunacağına işaret ederek:

- Desene Aişe, bir buttan başka hepsi de bize kaldı!" diye takdirlerini ifade ediyor.

Demek ki, kurban etinin komşularına dağıtılanı, sevap defterine yazıldığından mahşerde dağıtanın yanında bulunuyor.
Dağıtılmayanı ise burada tüketildiğinden sevap defterinde görünmüyor, mahşerde de yanında bulunmuyor.
Bu anlayıştan hareketle denebilir ki;
bir kurbanın parasını verip de ihtiyaç sahibi öğrencilere, yoksullara tümüyle bağışlayanlar, kurbanın tümünü de kendi yanlarına almış sayılabilirler.
Çünkü etiyle, derisiyle, sakatatıyla tümünü de veriyor, hiçbir şeyini burada almıyor, hepsini de ahirette yanına almış bulunuyorlar.
İşte bu olay, kurbanın tümüyle hibesi veya etinin çoğunun dağıtımı konusunda muhteşem bir örnek olarak bayramlarda hafızamızda tekrar canlanıyor!

Bir de etin komşularla birlikte yenilmesi olayı var ki; ömür boyu düşünmeye değer bir muhteşem komşuluk örneğidir bu da.
Onu da hatırlayalım.
Çünkü komşuluk konusunda benzeri görülmeyen özellik ve güzellikte bir örnektir bu da.
Bir bayram sabahı erkenden kurban etini pişirip sürerler Efendimiz'in önüne. Hemen bismillah, deyip de başlamaz da sorar:
- Şu anda komşularımız da kurban eti yemeye başladılar mı?

- Hayır, derler, henüz onların ellerine pişirecek etleri geçmedi. Herkesten önce biz size hazırlayıp getirdik.

Bunun üzerine verdiği cevap, insanlık tarihinin şeref levhalarına geçecek muhteşemlikte bir komşuluk anlayışı olur.
Buyurur ki:
- ¤¤¤ürün bu eti! Ne zaman komşularımızın da bacalarından et pişirdiklerine işaret eden dumanlar yükselirse o zaman getirin.
Komşusunun yemediğini yiyen, giymediğini giyen, onlardan ayrı bayram yapan kimselerden olmak istemem!

Et ¤¤¤ürülür, daha sonra komşuların bacasından et pişirmeye başladıklarını gösteren dumanlar yükselir, bundan sonra buyurur ki:

- İşte şimdi kurun soframızı, komşularımızla birlikte kurban eti yiyebiliriz artık..

Bir ayet-i kerime uyarısı:

- Fa'tebiru ya ülil ebsar!.. Düşünün ey basiret sahipleri!..


Alıntı: Ahmet ŞAHİN
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2010, 10:34   #7 (permalink)
Moderator
 
sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 793
Standart

Kurban konusunda kafaları karıştırmaya hiç gerek yoktur!


Soru:
Neden kurban konusunda yersiz yorumlar yapılıyor, televizyon seyircilerinin kafasını karıştıracak şaibeli üsluplar kullanılıyor?
Kurban için böyle zihinleri karıştıracak belirsizlik söz konusu değil ki.
Çünkü Kurban, hayatımıza yeni girmiş, yaşanmayan, bilinmeyen yeni bir ibadet değildir ki, farz mı, vacip mi gibilerden tereddütlere sebep olsun.
Kurbanı İslam âlemi 14 asırdır mutlulukla yaşamaktadır..

Cevap:
Gerçekten de Kurban, 14 asır önce Medine'de hicretin ikinci senesinde meşru kılınmış mali bir ibadetimizdir.
Efendimiz (sas) Hazretleri de yaşadığı dokuz Kurban Bayramı'nda kurbanını asla ihmal etmemiş, hem kendi hem de ümmeti adına kurban keserek bizlere fiilen örneklik etmiştir.

Müçtehit alimlerimiz de yaşanmış bu örneklere bakarak, anladıkları manaları şaşırmaya ihtiyaç bırakmayacak netlikte bizlere açıklamışlardır.

Nitekim Rabb'imiz Kevser Sûresi'nde, "Rabb'in için namaz kıl, kurban kes!" buyurmuştur.

Peygamberimiz de, yaşadığı her bayramda önce bayram namazı kılmış, sonra da kurbanını hiç terk etmeden kesmiştir.
Hem de her bayramda birden fazla kurban keserek örnek olmuştur.

Ayrıca durumu müsait olup da kurban kesmeyen zenginleri korkutucu bir üslupla da ikaz ederek buyurmuş ki:

- Ekonomik durumunda genişlik olup da gücü yettiği halde kurbanını kesmeyen kötü örnekler namazgâhımıza yaklaşmasın!

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, kurban öyle bazılarının zannettiği gibi hükmü belli olmayan meçhul bir ibadet değildir.
Aksine yerine getirmeyen mükelleflerin azaba uğrayacaklarına işaret edilen önemli bir görevimizdir.

Bundan dolayıdır ki, Hanefi'de, durumu müsait olan zenginlere kurbanın vacip olduğu ifade edilmiş, Şafiilerde ise (onlarda vacip kavramı olmadığından) vacip derecesinde kuvvetli sünnet olduğuna dikkat çekilmiştir.

Yani, ister vacip isterse sünnet olsun kurban, gücü yetenlerin ihmal edemeyecekleri mali ibadetlerimizden biri olduğunda görüş birliği söz konusudur...

Hanefi'de servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde şahsına ait parası olanların her birinin kendi kurbanlarını kesmeleri gerekir.
Ancak diğer mezheplerde zenginlik şartı aranmadığından aile adına bir tek kurban da yeterli görülebilir.

Aslında kurban konusunda sözü öyle fazla uzatmaya gerek de yoktur.

Efendimiz (sas) Hazretleri, insanları kendi vicdanlarıyla baş başa bıraktığı hadisinde şöyle bir ölçü de vererek buyurmuş ki:

- Başkaları sana fetva verse de sen bir de kalbine sor! Sana kurban düşer mi düşmez mi kalbinden bir cevap gelecektir!.

Gerçekten de bilgi ile beslenmiş selim bir kalbten doğru cevap duyulabilir.

- Kurban harcaması seni zor durumda bırakmaz!. Cimrilik etme, kurbanını kes! ikazları gelebileceği gibi; ihtiyaçların var, kurban alacak durumda değilsin, sıkıntıya girmene gerek yoktur!. kanaati de oluşabilir.

Demek ki temiz bir kalbe sahip olan kimseler başkalarına sorma gereği duymadan kurban kararını kendileri verebilirler.
Yeter ki Rabb'imiz doğru kararlar verdiren (kalb-i selim) nasip eylesin.

Kurbanda memleketlerine giden kimseler, yolda seferi sayılırlarsa da vardıkları memleketlerinde seferilikleri biteceğinden kurbanlarını orada kesmeleri gerekir.

Kendilerini seferi sayanlar ise nafile kurban keserlerse sevabına ererler, bir mahrumiyet duygusuna maruz kalmazlar.

Alıntı: Ahmed ŞAHİN
__________________
BİLGİ GÜÇTÜR
sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-08-2010, 23:19   #8 (permalink)
Moderator
 
mertmete - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 338
Standart

pAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER
mertmete isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Merak Ettiğiniz Sağlık Konuları Armine Sorularınız & Sorunlarınız 3 12-01-2010 17:52
Kısırlaşmış Hayvandan Kurban Olur mu mertmete Fıkıh ve Akâid 1 11-04-2010 10:07
..::Zeka Soruları::.. islambey Zeka Soruları ve Oyunları & Bilmeceler 2 05-12-2009 15:34
Tüm Kardeşlerimizin Kurban Bayramı Mübarek Olsun Endülüs Duyurular 4 12-11-2008 13:36


WEZ Format +2. Şuan Saat: 22:26.

A vBSkinworks Design

Web Stats